08/06/2021

ERZURUMLU EŞO

 ERZURUMLU EŞO  Haruniyeli Kürt Bahri anlatmıştı.

Sene 1968.Erzurum'a gitmek için Osmaniyeye indim.Petrol İstasyonunda  araba beklerken tek kapılı Anadol bir taksi geldi.Benzin almak için petrole girdi.sordum "Nereye gidiyorsun?"dedi ki "Erzurum'a gideceğim ancak bir şöför arıyorum"deyince ben şöförlük bildiğimi belirtmem üzerine "Erzurum'a niçin gittiğini"sordum.O da anlattı.1951 yılında Kore'ye asker olarak gittim.O zaman Üsteğmendim.Savaşırken bir yerde muhasara altında kaldık.etrafımız çevrili idi.Beyaz giysili bir adam peyda oldu beni takip edin dedi bende 12 askerle birlikte bu kişinin peşine düştük  ,düşmanın üzerine basa basa oradan ayrıldık ve düşman bizi göremedi.Beyaz giysili adam bizi Türk tugayına getirdi ve bize şunu söyledi:"Ben Erzurumlu EŞO'yum."bir anda kayboldu.Şimdi Binbaşı rütbesinden emekli oldum.Erzurum'a bu  kişiyi soruşturarak bulmaya gidiyorum "dedi.Birlikte Erzurum'a vardık.Efendi hazretlerinin (Niyazi baba'nın)dergahına indik.Eşo' isimli birisinin varlığını  sorduk.Dediler ki Eşo dağda yaşayan bir adamdır.her sabah şehir mezbahanesine bir defa gelir.Mezbahane artığı et,kemik ne varsa toplar bir sandığa koyar dağdaki kurtlara götürür.,kurtlarla yaşar.Görürseniz orada görürsünüz demesi üzerine  Efendi hazretleri,oğlunu emekli binbaşının yanına rehber olarak verir gidin mezbahanede Eşo'yu arayın der.Mezbahaneye gittiğimizde yalın ayak üzerinde uzun bez beyaz bir gömlek giymiş,saçı sakalı birbirine karışmış birisinin Eşo olduğunu anladık.Binbaşı koşarak yanına gitti,sarıldı,ağlayarak Eşo'ya :"EFENDİM GEL SENİ GÖTÜREYİM,BU HAYATTAN KURTUL,DAHA GÜZEL BİR HAYAT YAŞA"dedi.EŞO :"-Bana bunu söyleyeceğini bilseydim seni Kore'de kurtarmazdım"dedi.sandığını sırtladığı gibi kayboldu gitti.BU ŞAHSİYETLER İÇİMİZDE OLDUĞU MÜDDETÇE BU MİLLET ASLA DEVRİLMEZ.
******

MEHMET BİR HOCA

 Devlet işlerini gören memurları, tayin suretiyle devlet atamasını yaptığı gibi Manevi alemde de Allah işleri ile ilgili olanların tayini yapılırmış.Bu meyanda şu hadisenin varlığına şahit olmuştuk.Anlatan Rize ,İkizdere,Şimşirli köyünda doğmuş Mehmet BİR isimli ,diyanetten emekli ,10 yılı aşkın zamandır Vakfımızda Teravih namazları ile Perşembe akşamlarının vakit namazlarını eda ettiren hocamız.onun diliyle hadisenin boyutu şu şekilde vuku bulmuş:Hafızlığımı bitirdikten sonra bir müddet İstanbul Üsküdar tarafından Zengin bir şahsın yaptığı bir semt camisinde  fahri imamlık  yaptım.Sonra Ankara,Yenimahalle 6,5 durakta Kur'an kursunda vazife aldım.Ramazan günü öğle yahut ikindi namazında Hacı Bayram Camiinde hafız arkadaşlarla mukabele okuyoruz.Namazdan sonra avluda foterli bir şahıs beni yanına çağırdı.İskenderun'da 1960 yılına kadar kilise sayısının cami sayısınfan fazla olduğunu,güzel kıraate sahip hocalardan yoksun bulunduğunu,Kur'an tilavetinin güzel olduğunu beyan ederek bana "Seni İskenderun'a götüreceğim "dedi.Ben,Kusura bakmamasını,İskenderun'un çok sıcak olduğunu,başka arkadaşlarla görüşmesini"söylesimde ısrarla bana "-sen geleceksin"dedi.Ben de "-Amca,ben tayinimi istemezsem beni kim tayin edecek İskenderun'a"deyince Yaşlı amca Hacı Bayram Veli hazretlerinin türbesini işaretle "-Seni o tayin etti"diye söyledi.Bende içimden "Adam sende "deyip geçtim.Bir ay sonra Diyanet'ten bir yazı .Tayinim İskenderun'a harcırahsız olarak çıkmış.Şaşırdım.Yapacak bir şey yok.İskenderun'a kalmak için değil tekrar geri memlekete gitmek için geldim aradan 55 yıl geçti halen bu memlekette kaldım".Bu konuşmayı 10 yıl önce yapmıştı.İleri yaşı nedeniyle vakfa gelemiyor.Cenab-ı Hakk şifalar bahşetsin.


Şüphesiz Manevi tayin'in zahiri nedenleri olabilir.bizce o bölüm çok önemli değil.  
Maddi alem,Manevi işaretlerle yönetilebilir mi?şeklinde görünüşte masum bir sual,ama cevabı çok derin ve azim bir konu ile alakalı bir bahis açmak isterdim.Ama aklıma Üsküdar'ın üç sırlısındaki Eşref Ede'nin Mehmet Sabit Efendi'den naklettiği sözü geldi."-EĞER HİLAFET,EHL-İ BEYT'E NASİP OLMUŞ OLSAYDI,ŞU AYAKKABIMIN ALTINDAKİ ÇİVİLER(KABARALAR)BİLE ALTINDAN OLURDU".Yeryüzü kim için:Mü'min"için.Hangi mü'min.Saf,kıyamete kadar korunmuş ALTIN NESİL için....

NECİB SULTANDAN

 Aslan"tabiri yapılırken "dişi"ve "erkek"ayrımı yapılmadığını her iki sınıfında bir mütalaa edildiğini önceki kayıtlarda ifade edilmişti."İrşat-Mürşit"lik yolunda mutlaka bir "Er"olması gerektiğini AZİZİM EFENDİM ifade etmişti.

                  SAHİBÜL MÜHÜR şeklinde bir tabiriniz geçmişti.Vaktin Sahibine ait olsa gerektir.Bu hususla alakalı şahit olduğumuz durum şu idi:Dörtyol'da medfun Seyit Ali Baba hazretleri 1980 yılında İskenderun Devlet hastahanesinde prostat ameliyatı olmuştu.ameliyat akabinde 4 yıl 4 ay 4 gün daha ömür sürdü.Ev içinde yatmayı istemedi.Bahçeye üzeri naylon etrafı naylonla kaplı bir çadır kurdurdu.Kış yaz bu durumda,sürekli oruç vaziyette uzun otururda.Üzerinde uzun bir gömlek.soba v.s yok.Uzun otururken sürekli sol eli kapalı vaziyette idi.Halbuki sağlığında elini öperdik normaldi.sanki avuç içinde bir şey gizleniyordu.Dünyayı değişmiş olan Esat hoca isimli köyümüzde imamlık yapan bir zatın ifadesine göre sol elinin avuç ortasında yeşil bir ben oluşmuş ceviz büyüklüğünde .Bu beni cenazenin gasli esnasında görmüş .Acaba Yaratıcımız Ricalül Gaybin bir kısmının vücutlarında  sonradan bu şekilde bir mühür mü oluşturuyor.Bilmiyorum.Sahibül Mühür sahibi olduğunu söyleyenlere  sormak lazım.

*****

Ebül vakt dünyayı değiştiğinde arzda ve semada acaiplikler zuhur ettiğini AZİZİM EFENDİM buyurmuştu.21.11.1984 tarihinde Ali Baba rahmetullah 105 yaşında dünyasını değiştirdiğinde anormal bir soğuk yaşanmıştı.
Dikkat buyurursan tüm mübarekler sona doğru gelindiğini ifade buyururken yolu  sır kaplıyor.Var olan gerçi yok olmuyor.Vakit yaklaştığı için GELECEK OLAN EFENDİ 'ye karşı direnç oluşmasın diye İrşatta bilinen isimler gittikten sonra yerleri hep boş kalıyor. Hasan Efendi'nin buyurduğu gibi,"-gelecek olan kişi  şeriatta değişiklik yapacak belki namaz üç vakit olacak.İnsanlar şeriatı,tarikati yaşamadan direkt Hakikatten başlayacaklar".

NECİB SULTANDAN

 Elin cebe ulaşması 

Ahmet Tahir Maraşi hazretlerinden yol alan Hatay Dörtyol'da irşatla vazifeli Ziya Efendi hazretleri merhum PTT'den emekli idi.Kendisine başka kanallardan devir olunan dervişanla birlikte irşad yoluna girdiğinde toplantıları evinde icra ediyordu.Azizim Efendim çok çok özel biri olduğu için Dergah işlerinin nasıl yürüyeceğini,seyri süluk yolunda "verme"nin önemine binaen dervişleri alıştırmak babında ,toplantıya gelen dervişanı gelirken birşeyler getirmek(çay-şeker v.s)hususunda tenbih edince Ziya Efendi "-Ben orayı geçtim"deyince,Azizim ona şu sözü ifade etmiş:"-senin emekli maaşın gün gelir çaya ve şekere yetmez".Gerçektende bir müddet sonra  AZİZİM'e "-Haklıymışsın "demiş.Şüphesiz dergaha getirilen her nesne yine oradaki insanların istifadesine sunuluyor.Ancak gelen  kişi "Verme"nin nefis üzerindeki kahredici gücüne sahip olması gerekirdi.Ali Baba hazretlerinin bir sözü:"Ye,yedir görürsün Didar.Yeme,yedirme görürsün duvar".Tarikatı aliyede dağıtımı Efendi yapar.ASLAN PAYI  kavramını hiç düşündünüz mü?Dişi aslanlar avlanır.Erkek aslan avlanmaz.ama avda ilk sıra Erkek Aslanındır.Niçin?Koruma görevi,düşmanla savaşma görevi erkek aslanındır.Bu göreve karşılık dişi aslanlar avlarını ilk önce ona sunarlar.Bunlar hassas konular.suistimale müsait.Tüm mal varlığını Resulullah SAV 'a sunan sahabe efendilerimiz.Öyle bir Resul'ki evinde ertesi günün yiyeceği yok.HAYIRLI İFTARLAR

MÜFTÜ ALİ RIZA EFENDİ

 Aslen Batumlu olup İstanbul'da medrese eğitimi gördükten sonra Dörtyol'da ve İskenderun'da müftülük yapıp dünyaya değişmiş bir zattan bahsedeceğim.Müftü Ali Rıza efendi.iki anekdotu vardı kayıtlarınızda bulunsun istedim.Dörtyol'da vakit namazını kıldırdıktan sonra dışarı çıkar ve cemaatten biri"Hocam cenazemiz var.Namazını kıldırırmısın "der.Cenazenin kimliğini sorar.verilen cevap üzerine ölen kişinin,Din'e düşman olan,müslümanları hafife alan  çevreden tanıdığı biri olduğunu anlayınca tabutun başına yaklaşır ve elindeki baston'la taputa hızlıca vurarak,karedeniz aksanı ile:"Hinzir.Ben sana camiye ölmeden gel dedim."dedikten sonra "Kim kıldırırsa kıldırsın"der ve yoluna devam eder.Çift tabanca ile dolaştığı söylenirdi.İskenderun'da görev yaptığı bir zamanda 60 ihtilali sonrasında koyu CHP liler şikayette bulunur.Müftülük binasında Atatürk'ün resmi yok,Mehmet Akif'in,Fatih'in resimleri var diye.Bu şikayeti yapanlara şöyle söyler:"Benim atalarım bunlar.sizinki bahsettiğiniz".Düşünebiliyormusunuz yıllarca insanlar resimlerle sömürüldü,tahkir edildi,sorguya çekildi.80 ihtilali sonrasında ihtilali yapanların resimlerini dükkanlarına asmak esnafın modası idi.Geldiğimiz nokta şimdi neresi.Kaç tane Hakikati korkmadan ifade edecek millete mal olmuş adamımız var?Hiiiç.

HAZİRAN 2015

NECİB SULTANDAN

 Sağlığında görünenler ile sonrasında kaybolanlar.Bu konulara hiç girmek istemem.Mübarekler Bilinmek isterlerse bir vesile ile ortaya çıkar.Çünü Mübarek  AŞİKAR  olan SIR'dı.Tıpkı ZIT 'ları cem ederek yaşamak.Su 'yun molekülleri Ateş,HAVA'nın moleküllerinin ATEŞ olması gibi.Ne bu ,O.ne O ,bu. Ancak şu bir gerçek ki Dost sadece Allah imiş.Gerisi füruat.Azizim'in hayat hikayesinden buna uygun bir anektod aktarayım.Azizim Efendim şöyle buyurmuşlardı:


İskenderun'da gömlekçilik yapıyorum.Dükkanda 15 kalfa çalışıyor.üç aydan üç aya iş  teslimi yapıyorum.Cami Dernekleri  Kuruculuğu,Milliyetçi mukaddesatçı dernek kurma ve yöneticilik,Hatay'ın Kurtuluş kutlamasının ilk defa şehirde icrası merasimi,Cami İmamlarından oluşan bir ekibe liderlik,Kur'an Kursu talebelerinin iaşelerinin temini v.s gibi bir yığın sosyal aktivite ve bu nedenle Adliye,Askeriye ile yakın diyaloğlar v.s.Bir zaman geldi Metli Sultan buyurdu ki:"oğlum hocalarla diyaloğunu kes".Bu emir bana zor geldi.Çünkü sürekli olarak görüştüğümüz imam arkadaşlarımız var olup mutlaka her gün birbirimizi görmeden edemiyorduk.Bu yasak ağır gelmişti.Ayrıca Demokrat Parti'nin ihtilal öncesi son zamanları toplum içinde kaynamalar da mevcut.Bir akşam Celal Tevfik Karasapan isimli 7 vilayetin sorumlusu bir MİT görevlisi geldi."-Kaç dostun var ?dedi.Bende Sosyal işlerden oluşan çevremi dost sanarak "Çook"dedi.Adam tekrar sordu:"-Sağlam kaç  dostun var"deyince en az 200 dedim."İn in"diye söyledi Ben devam ettim:100 Adam devam etti:"İn ,in"50"dedim.İn dedi.nihayet 10 rakamından aşağısını kabul etmedim.Sonra cebinden bir tabanca ile bir kutu mermi çıkarıp masanın üzerine bıraktı.ve  şöyle bir yöntem uygulamamı söyledi:Şimdi sen bu çok güvendiğin insanları ayrı ayrı akşamdan çağıracaksın.ve onlara diyeceksin ki:Bu tabancayı ve mermi kutusunu al.yarın sabah namazı Kaptanpaşa camisinde buluşalım bir işimiz var"işin mahiyetini sorsalarda o zaman görüşürüz diyeceksin.dedi ,Tabanca ve mermileri bıraktı gitti.Ben en güvenli  gördüğüm dostlarımı çağırıp  kendilerine bu durumu arz ettiğim zaman istisnasız o sabah akşam birlikte olduğumuz insanların hiçbirinin tabancayı ve mermileri kabul etmediğini ve birer mazeret söylediklerine şahit oldum.Bir kaç gün sonra Mit'çi geldi gülerek:"Naber.kimse kabul etmedi değilmi?"deyince söyliyecek hiçbir şeyimin  olmadığını hissettim.

Dost yıkıldığın zaman yanında olandır derler. Bu nedenle yoklukta yanında olanlarla varlıkta devam etmek gerek.Gel görki zor zamanda birlikte olunan çevre,iktidara taşınınca hemen değiştiriliyor.
*******

NECİBSULTANDAN

 AZİZİM EFENDİM BUYURURDU:DÜNYAYA HER GELEN NESİL ÖNCEKİLERİNE GÖRE TEKAMÜLLÜ GELİRMİŞ.

TEKAMÜLLÜ GELMEK ZAHİRİ BİLGİLERLE MÜCEHHEZ OLMASA GEREK.ÇÜNKÜ ZAHİRİ BİLGİYE SAHİP OLMAK KESBİ BİR İŞ.EMEK VE ÇALIŞMAYI,GAYRETİ GEREKTİRİR.BU DURUMDA "TEKAMÜLLÜ"KAVRAMINDAN NE ANLAŞILMAK GEREKİR?DİYE SORULURSA KAPASİTE,DERİNLİK,ŞÜMUL GENİŞLİĞİ DESEK VE SÜREKLİ YENİLENEN TELEFON MAKİNALARI ÖRNEĞİNİ VERİRSEK MADDE VE MANAYI BİRLEŞTİRMİŞ OLURUZ DEĞİL Mİ?.İSTERSEN ISIRILMIŞ ELMA BİLGİSAYARIN İLE YORULDUM DİYEN ESKİSİNİ KIYASLA.EŞYANIN TABİ OLDUĞU TERAKKİ KANUNUNUN KARŞILIĞI ,MANA İÇİN İSE TEKAMÜL.ALLAH'IMIZI DAHA İYİ ANLAMAK VE ESKİ ANLAYIŞIMIZDAKİ EKSİKLİĞİ İDRAK ETMEK VE SÜREKLİ İLERLEME.SONSUZ.NEREYE KADAR:HAZRET-İ CEBRAİL'İN SINIRI OLAN SİDRE-İ MÜNTEHAYA KADAR.SONRASI KELAMA GELMEZMİŞ.SÜREKLİ"MİŞ"ŞEKLİNDE İFADE ETMEMİN NEDENİ BU METAIN BANA AİT OLMAYIP BÜYÜKLERİMİZE  AİT OLDUĞUNU İFADE ETMEKTİR.TEKRAR GELİP GİTMELERLE ALAKALI MERAK ETTİĞİN SORUNUN CEVABINI ÖĞRENİRSEM NET OLARAK AKTARMAK BORCUM OLSUN UNUTMADIM.ANCAK YÜCE SAHİBİMİZİN VAKTİN SAHİBİ'NDE(SAHİB-İ ZAMAN'DA)TECELLİ ETTİĞİ BİR VAKIA.BU NEDENLE'DE O ZATIN "ONLARI İMAMLARI İLE HESABA ÇAĞIRACAĞIZ"AYETİNDE İFADE BUYURULAN"İMAM"OLDUĞU,KIYAMETE KADAR DA VELAYET YOLU İLE TOPLUM İMAMLARININ MEVCUT OLACAĞI,"İMAM"OLABİLMENİN KESBİ OLMAYIP VEHBİ OLDUĞU'DA BİR VAKIA VE DOLAYISIYLA VAKTİN PEYGAMBERİ OLAN(RİSALET ANLAMINDA DEĞİL VELAYET ANLAMINDA)ZATI BULUP ONA TABİ OLUP ONA UYGUN YAŞAMANINDA HADİS VE AYETLERDE İFADE EDİLDİĞİ BİLİRSEK USUL TAMAMLANMIŞ ESASA GEÇMEK GEREKTİĞİNİ ANLAMIŞ OLURUZ.HEPİMİZ BİLGİSAYARIZ.AMA ŞARZA İHTİYACIMIZ VAR Kİ BU ŞARZ ALETİ İSE SAHİB-İ ZAMAN(VELİLER).
TEKAMÜL HAYATTA DEVAM ETTİĞİNDEN FİZİKSEL ÖLÜMDEN SONRA DEVAM EDER Mİ?ESKİ TARİHLİ GÖNDERİLERDE OLACAKTI .BİR ALLAH DOSTUNUN TEKAMÜLÜNE YARDIMCI OLACAĞI KİŞİ HASAN İSMİNDE BİR GENÇMİŞ.BU GENÇ ASKERLİĞİNİ YAPMAKTA İMİŞ.MÜBAREK KALKAR O İLÇEYE GİDER.ASKER PAZAR GÜNÜ ÇARŞI İZNİNE ÇIKTIĞI İÇİN ASKERİN VAKİT GEÇİRDİĞİ KAHVEHANEYE MÜBAREKTE GİDER.ASKERİ BULUR.MUHABBET TESİS ETMEK İÇİN ASKERE ÇAY,KAHVE V.S ISMARLAR O GÜN PARA HARCATMAZ.AYRILACAKLARI GÜN ASKER HASAN'A TENBİH EDER:"-HASAN BE ! BENİM DE SENİN YAŞLARINDA BİR TORUNUM VAR.BU YÜZDEN SENİ SEVDİM.HAFTAYA ÇARŞI İZNİNE ÇIKARSAN YİNE GÖRÜŞELİM"ASKER OLUR DER.ÇÜNKÜ İŞİNE GELMEKTETİDR.HARCAMALARI YAŞLI AMCA YAPMAKTADIR.HER HAFTA BULUŞMA SOHBET ,YEMEK  V.S BÖYLELİKLE ASKERLİK SÜRESİNİN SONUNA GELİNİR.HASAN,MÜBAREĞE ALIŞMIŞTIR.SAMİMİYET OLUŞMUŞTUR.BİR TEKLİFTE BULUNUR :EMMİ,GEL BERABER BİZİM MEMLEKETE GİDELİM.YAŞLI ANA BABAM VAR BANA BU KADAR İYİLİKLERİN OLDU SENİ ONLARLA TANIŞTIRAYIM"EFENDİ OLUR DER.TEZKERE AKABİNDE BİRLİKTE HASAN'IN MEMLEKETİNE VARIRLAR.TANIŞTIRMA DEVAM EDER.MÜBAREK SÜREKLİ HASANLA BERABERDİR.ANA BABASINA  BU AMCANIN ASKERLİK BOYUNCA NASIL KENDİSİNE YARDIM ETTİĞİNİ ANLATIR.ÜÇ AY BİRLİKTE KALIRLAR,ANA-BABA BU BİRLİKTELİĞİ ANLAYAMAZ  AMA KÖYDE DEDİKODU BAŞLAR.BU İHTİYARIN BU GENÇLE NE İŞİ VAR.ÜÇ AY SONRA  HASAN ÖLÜR.KÖYÜN MEZARLIĞINA HASANI GÖMERLER AMA İHTİYAR MİSAFİR BU SEFER HER GÜN HASANIN MEZAR-I BAŞINDA ZİYARETTEDİR.BİR AYDA BÖYLE DEVAM EDER.SONRA MÜBAREĞİN İŞİ BİTMİŞ OLACAK Kİ ŞU SÖZÜ SARFEDER."-ÜF BE HASAN.DİRİN DE YÜK ÖLÜN DE YÜK.HADİ BANA EYVALLAH".DER VE AYRILIR.MEZARDA DA TEKAMÜL DEVAM EDERMİŞ.KİM ANLATMIŞTI UNUTTUM.TREN HATTI ÜSTÜNDE İSTASYONLAR OLUR.BAKIMI GEREKEN VAGONLAR BU İSTASYONA ÇEKİLİP BAKIMI YAPILDIKTAN SONRA TEKRAR YOLA ÇIKIP SEYAHATİNE DEVAM EDERMİŞ.MÜRŞİT SÜLUKU TAMAMLANMAYAN DERVİŞİNİN TEKAMÜLÜNÜ TAMAMLATTIRIRLIŞ.
SÖZ BURAYA GELMİŞKEN HEM LATİFE HEMDE HAKİKAT BİR ANEKTOD AKTARAYIM.AZİZİM ANLATMIŞTI.İSİMLER HATIRIMDA KALMADI.KONYA TARAFINDAN BİR ŞEYH EFENDİ TERZİ DÜKKANINI ZİYARETE GELDİĞİNDEN TEVAFUKAN URFALI BİR DERVİŞTE SOHBETTE HAZIR OLUR VE SOHBET SONUNDA URFALI BİR TALEPTE BULUNUR:"EFENDİM SANA EVLAT OLMAK İSTİYORUM BANA DERS VER.MÜBAREK OLUR DER VE DERSİ TARİF EDER.ARADAN BİR YIL GEÇER VE YİNE AYNI MEKANDA BULUŞURLAR.URFALI"BABA,BABA"DİYE HÜRMET GÖSTERİNCE KONYALI EFENDİ CELALLENİR."NE BABASI BE.PEZEVENK.VERDİĞİM DERSİ 5 GÜN ÇEKTİN SONRA BIRAKTIN.KALAN 360 GÜN BEN ÇEKTİM.SENİN BABANIN HAMALI YOK.BAS GİT"İŞİN MANA BOYUTUNDA BUDA VARMIŞ.KUDDİSİ İCAZETİNİ ALAN DEVAM ETMEZSE BORCU KEFİL'DEN İSTEYEBİLİRLER(LATİFE..)
SAHİ AYETTE İFADE BUYURULAN (İSRA SURESİ AYET 71)İMAMLAR(ÖNDERLER)KİMDİR?ÖRNEĞİN BUGÜN YAŞADIĞIMIZ KENDİ ZAMANIMIZ İÇİN BU AYETİ NASIL TEFSİR ETMELİ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?KENDİSİNE İKİ DÖNEM OY,BİR DÖNEM BOŞ VERDİĞİMİZ TAYYİP BEYMİ BİZLE ÇAĞRILACAK DERSİNİZ.DÜNYA AYRI,AHİRET AYRI DİYEMEYİZ .DİN İŞİ AYRI DEVLET İŞİ AYRIDA DİYEMEYİZ.  
BURDA DURALIM VE NEFESLENELİM.