19/04/2026

TÜRBE ZİYARETİ

 

TÜRBE ZİYARETLERİ HASTALIKLARDA TEDAVİ YÖNTEMİMİDİR?

Şüphesiz bu inanç meselesidir.Azizim Necib Efendi anlatmıştı.1970 yıllarda Terzilik mesleğini icra ederken Hasta ve rahatsız olduğumu hissettim,ancak Ankara'da doktora gözükmek için Akşam geç vakitte otobüste bilet aldım.Sabah erkenden Ankara otogarına indim.Ekonomik durum kısıtlı olduğu için  yürüyerek Hacı bayram Veli hazretlerine kadar yürüdüm.Cemaat namazdan çıkmıştı.Abdest almak için şadırvanlara vardım ancak etraf kar ve ayaz idi.Şadırvanın üzerindeki depodan akan su ise buz kesiyor.Ellerimi uzattım dayanılacak gibi değil.İçimden nazederek "Abdest almıyorum"dedim.Sonra baktım çeşmeden akan sudan buhar çıkıyor.elimi uzattım sıcak bir su akıyor.Abdestimi aldım.Camiye geçtim namazımı kııdım.Sonra dışarı çıktım.Düşünüyordum.Acaba hangi doktora gitsem,cebimdeki para yetermi v.s diye.GülBaba türbesinin tarafında üç tane taksici erken saatlerde kalın giysilerini giymiş müşteri bekliyorken başlarında kalpak,ellerinde eldiven birbirleri ile şakalaşıyorlar.O esnada Gülbaba tarafından 70 yaşında bir bayan üzerinde bir entari ,ayağında terlik,saçları dağınık vaziyette yukarı doğru çıkarken,taksicilerin önünden geçti,taksiciler bu kadına biraz laf atıp"Hadi iyisin gene iyisin"gibilerden söyledikleri bu sözler bende asabiyet yaptı,taksicilere çatmak istedim.Tam o esnada Kadın tam benim hizama gelmişti.Bana baktı:"Karışma!"dedi."Sabahın bu vaktinde nafakalarını temin etmek için burada bekleşiyorlar.Bırak zevklensinler""diyerek."Sende bir şey yok"dedi.Para vermek için elimi cebime attım ancak"Paran da yok ki,şimdi dön doğru memleketine"dedi.Bir anda hiçbir hastalığımın kalmadığını hissettim doğru otogara gidip dükkana döndüm.

VELİLERDEN KONUUŞAN CENAB-I HAKK'DIR.

 

VELİLERDEN KONUŞAN CENAB- HAKK'TIR

Azim Necib Sultan anlatmıştı.1970 ve 80 li yıllarda Dörtyol'da iki doktor var idi.onlarda dörtyol dışındaki kişiler olup yedek subaylığını bu ilçede yapmışlar,askerlik sonrasında da bu ilçede kalarak doktorluk yapmaya karar veren kişilerdi.pratisyen olmalarına rağmen teşhisleri yerinde olmakla insanlar bu iki doktora giderlerdi.Bunlar Dr.Kemal ve Dr.Yaşar isimli kişilerdi.Bir gece vakti,Dörtyol'un baş meczubu  Sinan Bey'in eve dönüşünü beklerken bir taksi önümden geçti.Taksi içindeki bir genç pencereden bağırıyordu."Bu hastayı İskenderun'a götürüp geleceğim.Ey doktor senin kafana bir şarjör mermi boşaltacağım.Sen babama iğne vurduktan sonra ağzından ve burnundan kan geldi"deyi bas bas bağırıyordu.Babasını Dörtyoldaki bu doktorlara götürmüş,doktor iğne yapınca babasının burnundan ve ağzından kan gelmeye başlamış.Önümde olan bu olay ile alakalı gayri ihtiyarı olarak ağzımdan şu sözler çıktı."Ne doktoru vurması.Sen onun ellerini öp"diye seslenmişim.Ama bu sözü niye söyledim bilmiyorum.Allah söyletti.ertesi gün bu genç dükkanıma geldi."Yahu amca sen hastanın durumunu nasıl bildin?"deyince "Hayırdır?"dedim.Genç anlattı.filan doktora babamı hastalık nedeniyle götürdüm bir iğne vurunca burnundan ağzından kan geldi.İskenderun'a yetiştirin dedi.kızdım.çünkü iğneden sonra bu olay meydana gelmişti.Kızgınlıkla doktora o sözleri sarf ettim.Hastayı İskenderun'a yetiştirdim.hastanedeki doktorda benim bu tepkimi görmüş ki şöyle söyledi:Sen Dörtyoldaki doktorun elini öp iyiki o iğneyi vurmuş ki bu iğne nedeniyle burundaki damar çatlamış ve kan akmış aksi halde beyinde kanama olacaktı ve baban o zaman belkide ölecekti."Döndüm Dörtyoldaki doktordan dünkü halim için özür diledim.Peki sen bunu nasıl bildin?"diye sordu.Azizim buyurdu ki:Tıpla benim ne işim olabilir ki!Allah o an ağzımdan o sözleri çıkarttı.