21/05/2022

KOMSER YUSUF'UN HİKAYESİ,

  Bloğun 2016 yazılarında Necib Sultanımla diyaloğu olan Komser Yusuf isimli Niğde'nin bir köyünden doğan bir şahsın hikayesi anlatılmıştı.Komser yusuf'un hikayesinin bir bölümü ise şu  idi.Komser Yusuf Dörtyol'a tayin edilmeden önce 12 Eylülihtilalinden önce Ankarada görevli bir istihbarat elamanı imiş.Devlet adına çalışırken Ankara ODTÜ 'de kendisine bir kimlik çıkartılmış ve sol kesim içinde devlet adına çalışmakta imiş.ODTÜ de öğrenci olarak gözükmekte okula bu şekilde giderken bir gün sınıftakiler buna biz seni tanımıyoruz deyince muhtemelen öğrenciler arasında bulunan ve o da bir istihbarat elamanı olan bir bayan hadiseye müdahale ederek diğer öğrencilere "Bu bizim mahallede oturur kendisini tanırım" deyince diğer öğrenciler meselenin üstüne gitmezler.Ancak bu hadiseye karışan o bayan elaman bilahere öğrenci hadiselerinde şehit olmuştur.Bunun üzerine Komser yusuf'un tayini Dörtyol'a çıkmıştır.Yine sivil bir şekilde bıyık bırakmış halde solcuların bulunduğu muhitlerde göreve devam etmektedir.Dörtyol ilçesinin 12 eylül Anarşi eylemleri sırasında etkin rol oynayan "Deli Sinan" lakaplı Necib Sultanımın oğlu Ahmet Sinan'a sahip çıkar,Çünkü Sinan, elinde kalın bir kalas , polis arabalarının etrafında dolaşmakta ve arabaları korumaktadır.Solcuların polis otolarına zarar vermelerini engellemektedir.Polisler bu şekilde Deli Sinan7ın bir çok cesaretli hadiselerine şahit olduklarından Sinan'a özel umamele yapmaktadır.Atilla Çardak isimli  bir arkadaşımız anarşi hadiseleri sırasında Deli Sinan'ın eline kalın bir kalas alarak yaklaşık 200 kişiden müteşekkil bir solcuyu önüne katarak Dörtyol'un en merkezi yerinden , solcuların kurtarılmış mahalle dedikleri mekanlarına doğru kovaladığını, o kadar sayıda kişinin elinde kalas olan bir deliden korkarak tırıs kaçtıklarına şahit olmuştur.

KİLİSE ZİYARETİ

 Necib Sultan'ımın sağlıkcı torunu Rüveyda anlattı."Yurt dışına gitmiştim.İtalya ve İspan'yaya .Oralarda gezdiğim yerler içinde Kilise ve katedraller de vardı.Ancak , buraları ziyaret hususun belki tepki alırım diye dedem'e bahsetmemeye karar verdim.Kendisini ziyarete gittiğimde yurt dışı gezim konusunda sorular sordu.Ziyaret ettiğim yerleri sordu.Ben de kilise ziyaretimi gizledim.Ama "Başka başka nerelere gittin?" diye ısrarla sorunca artık gizlemeyip söylemek zorunda kaldım.Dedem hiç tepki göstermedi aksine "Benim bir Dede olarak sizin elinizden tutup Antakya'daki Sen Piyer kilisesini gezdirmem gerekirdi.Sonra'da camiyi anlatmam gerekirdi.Ama bir Dede olarak ben bu görevimi yapamadım" deyince ben hem şaşırdım hem de rahatladım".  

Necib Sultanımla birlikte Antakyaya gittiğimizde iki defa Sen Piyer kilisesini ziyaret etmiştik.

07/05/2022

ZİYA BÖLÜKBAŞI,MURTAZA AZİZ HAZRETLERİ

 Necib sultan şöyle nakletmişti:"Bir gün rüyamda Dörtyol'un merkez camisinde namaz kılmış çıkıyordum.Yanıma yaşlı bir kimse yaklaşarak , herhalde siz yabancısınız .Buyrun bizim haneye gidelim" dedi.Epey yürüdük.Nihayet bir mezarlığa geldik.Kenarları taşla çevrilmiş bir mezarın başında durduk."Burası bizim hanemizdir" dedi.O vakit ben "Efendim siz dünyayı değiştirdiniz mi?"Evet, ben dünyamı değiştirdim.Bana murtaza Hoca derler.Beni ziyarete gel " buyurdu.

Uyandığımda düşündüm.Acaba hangi mezarlıktı burası.Kime sormalıyım?Hanımın akrabalarının olduğu kuzuculu köyüne giderken Dörtyolu direkt geçtiğimiz için  Dörtyol'un içindeki ve çevresindeki insanları çok tanımazdım.Rüyanın tesiri ilhe kime sormalıyım diye düşünmeye başladım.Bir gün işyerinden erken çıkıp Dörtyol'a geldim.Merkez camiinde ikindi namazını kıldım.Camiden çıkarken etrafıma bakınmaya başladım"Acaba kime yaklaşıp düşüncelerimi anlatsam diyemırıldanırken gözüme birisi ilişti.Orta boylu vakarlı birisi idi.Kendisine yaklaşarak "Efendim ben buralı değilim size birisini soracağım" dedim.Beni tepeden tırnağa süzdükten sonra "Sor bakalım" dedi.

"-murta hoca varmış , onun mezarı nerededir.kendisini ziyaret etmemi söyledi" deyince biraz sert ifade ile "Ne yapacaksın, nereden tanıyorsun?" dedi.Şöyle bir kenara çekilerek kendisine durumu anlattım.O vakit bu şahıs beni aldı mazerlığın bulunduğu yere götürdü.Fatiha okuduktan sonra "Murtaza Hoca'nın mezarı hangisidir?" diye bana sordu.ben rüyamda bana gösterilen mezarı tanıdım"Şu mezardı" dedim.Adam şaşırdı.Düşündü sonra bana şu suali sordu:"Burada benim de babamın mezarı var.O hangi mezardır?" diye sordu.Ben o zamanlar çok çalışan birisi idim.Rabbime dua ettim.bana bir mezar gösterildi hemen Murtaza Hoca'nın mezarının güney tarafında"Şu mezar olsa gerek" deyince o zat şaşırdı."Doğru" dedi."Benim adım Ziya Bölükbaşı'dır.PTT den memur emeklisiyim.bundan sonra biz seninle kardeşiz" dedi

DELİ ALİ

 Necib Sultanım anlatmıştı.Bir zamanlar Dörtyol'da kuraklık olmuştu.Alışık olduğu üzre Kuraklık olduğunda Özerli mahallesinden seyyidlerden Hasan İNCE Amanosların tepesi olan Mığır tepesinde mezarı olan Asar dede'nin mezarına gider dua eder, aynı zamanda oradan bir taş alır denize götürerek taşı denize koyar.Taş yağmur yağıncaya kadar orada kalır , yağmur yağdıktan sonra bu taşı bulunduğu yerdenalıp tekrar Asar Dede'nin türbesine götürürmüş.

Bu defa bu işe teşebbüs eden çıkmamış.Necib sultanım kuraklığın olduğu bir gün Merkez camisine gelmiş.O zaman caminin abdest alacakları musluklar caminin doğu kısmında idi.Deli Ali denilen, caminin tabutluğunda yatan bir meczup vardı.Abdest musluklarının karşısında oturacak yerde oturuyor.Musluktan suyu avuçlarına alıyor, sağa sola hiddetle savuruyor, bağıra bağıra söylenip küfür ediyordu."Hey Allahım! Bu insanların nankörlüğünden rahmetini esirgiyorsun.Peki hayvanların, kuşların ne günahı var?Haydi onlara da merhamet etmiyorsun.Peki bitkilerin ,ağaçların ne günahı var?"

Necib sultanım sessizce oradan ayrılır ve Dörtyol Çelebi pasajı içindeki dükkanına giderken Hak Teala bir yağmur indirir.O kadar kısa mesafede bütün elbisesi ıslanır.Yürürken de düşünmektedir:"Allah'a küfredilir mi? Deli işte"

HIRSIZIN BIRAKTIKLARI

 Mimar Ömer Özel'in ismini  Necib sultanım "Mühendis Ömer" diye söylerdi.Ömer Özel abimize anlatılan bir hadiseyi aktarıyoruz:"Konya'da bir Allah dostu vardı.Hali vakti yerindeydi.Üç katlı evinin zemin katında kendisi oturuyordu.Diğer iki katta çocukları oturmakta idi.Bir gün evine hırsız girdi.Her kattan bir şeyler çalınmıştı.Cüzdan, para, altın v.s.Ama en alt katta oturan Mehmet Efendinin hanımının mantosu alınmıştı.Kadın haykırıp duruyordu.Bir taraftan da mehmet Efendi'ye bağırmakta idi:"Bir de Allah dostuyum diyorsun.Senin evine nasıl hırsız giriyor.Hiç okumadın mı?Mehmet Efendinin evi etrafı duvarlarla çevrili bahçenin bir köşesinde idi.

Adam hanımına dedi ki:"Bahçeye bakın.Belki hırsız aldıklarını düşürmüş olabilir."Kadın kızarak "Beyefendi bizimle dalga mı geçiyorsun?Hırsız o kadar aptal mı?Çaldıklarını düşürür mü hiç?".Biraz sakinleşince , kendi kendine "Bu delinin söylediği bazen doğru çıkar" dedi.Çocuklarını çağırdı. Hep beraber bahçeye çıkıp aramaya başladılar.Az sonra her biri bir şeyler bulduklarını yüksek sesle ve sevinçle bağırmaya başladılar.Çalınan malların hepsi bulunmuştu.Mehmet Efendi o zaman hanımına "Hatun mantom gitti diye dövünüyordun.İşte bulundu.Onu pazara götürsen kaça satarsın ki? Dünyanın insana yaptığına bak"dedi

ÖMER ÖZEL

 mimar Ömer Özel,Necib Sultanımla olan 29.11.2005 tarihindeki sohbetinde anlattıklarını kaleme almış:"Bir zamanlar Yeni Sabah gazetesinde dini yazılar yazan bir köşe yazarı var idi.Bir dostumun evinde misafir idim.Bulunduğum odada b yazarın yazdığı Mevlana Efendimizin kitabını gördüm.Alıp birazını okudum.Yazarın uslubu ve bilgi yetersizliğini tespit ettim.Ev sahibine "Bu kitabı okumayınız" dedim.Uyuduğumda rüyamda Mevlana Efendimizi gördüm.Bana "Benim hakkımda yazılan kitabı okusunlar, herkes kısmeti kadar alır" buyurdular dedi.Sabah uyandığımda rüyamı ev sahibine anlattım Kitabı okuyunuz dedim"