27/01/2024

NECİB SULTAN,

 Konya’da bir Allah dostu vardı. Hali vakti yerindeydi. Üç katlı olan evinin zemin katında kendisi otururdu. Diğer iki katta çocukları oturuyorlardı. Bir gün evine hırsız geldi eve. Her kattan bir şeyler çalınmıştı. cüzdan, para, altın v.s .Ama en alt kattan oturan Mehmet Efendinin hanımının Mantosu da almıştı. Kadın haykırıp duruyordu. Bir taraftan da Mehmet Efendiye bağırıyordu.” Bir de Allah dostuyum diyorsun. Senin evine nasıl hırsız giriyor. Hiç okumadın mı?” Mehmet Efendinin evi bahçesinin bir köşesinde ve bahçenin sınırları duvarla çevrilmişti.. Demek ki hırsız duvardan atlamıştı.

Adam hanımına dedi ki : “Bahçeye bakın. Hırsız aldıklarını düşürmüş olabilir “Kadın kızarak,

“ Beyefendi bizimle dalga mı geçiyorsun. Hırsız o kadar aptal mı? Çaldıklarını düşürür mü hiç! “ Biraz sakinleşince, kendi kendine:

“ Bu delinin söylediği bazen çıkar “ dedi. Çocuklarını çağırdı. Hep beraber bahçeye dağılıp aramaya başladılar. Az sonra her biri bir şeyler bulduklarını yüksek sesle, sevinçle bağırmaya başlamışlardı. Çalınan malların hepsini bulmuşlardı.

O vakit Mehmet Efendi hanımına “ Hatun mantom gitti diye dövünüyordun..İşte bulundu.Onu pazara götürsen kaça satarsın ki.?. Dünyanın insana yaptığına bak “ dedi.

NECİB SULTAN

  Annem ben altı aylık iken, bana hamile olduğunu anlamış. Doğumumdan yedi yaşına kadar hep titremişim. Sıtma tutuyor diye kinin verirlermiş. Aynı zamanda Allah dostlarının türbelerine götürürlermiş. Yedi yaşına geldiğimde, bir akrabamın kızını öpmüşüm. O vakit titremem geçmiş. Normal yaşantıma devam etmişim.

14/01/2024

HACI BEKİR UZUN

 70 yıllarda Necib Sultan,ben,Tapucu Mehmet bey ve Nakşi şeyhi Ziya efendi birlikte Ökkeşiye hazretlerine Islahiye üzerinden gitmiştik.Yol çamur idi.Traktör lastiğinin  açtığı izde aracın kalmaması için araçtan zaman zaman inmekte idik.Ökkeşiye hazretlerinin türbesinin bulunduğu yere tırmanırken kar yağdığı için yarı yoldan ötesini yürüyerek çıktık.Eski kerpiç hali idi.Namaz kılmaya başladık.Necib Sultan namaza başlayınca bütün vücudu titremeye başladı.eklemlerinin kemiklerinin birbirleriyle çarpmalarından doğan  şakırtılarını işitiyordum. Namazı bitirip selam verdi.Ziya Efendi'nin varlığını görünce gayri ihtiyari "Ziya Efendi burada imiş ayıp oldu" sözü çıktı.

MANEVİYAT EHLİNİN TELEFONLAŞMASI,

  Maneviyat ehlinin telefonlaşması kavramının içinde maddi iletişim araçları yoktur.Onların özel bir iletişim kanalı vardır.Metli Dede hazretlerinde yetişen Konya'da Üçler mezarlığında medfun Hasan Hüda haz retlerinin kızı Hatice Sultan'ın kızı Şerife anlatmıştı.Babam,yüksek tahsilini yapmadan evvel evlenmişti.Evlilik esnasında Yüksek okulda okuması icab edindce Dedim, Damadı'nı kızımı bize bırak sen okumaya git dediği için çocukluğum dedemin yanında geçti.Bir gün Dedem sabah sonrasında asabi idi.Telefon ediyorum ediyorum,telefona bakmıyor" diye söylenince ,Kim o? diye sorunca Necib Sultan'dan bahsetti ve ilave etti "Biz sabahlara kadar biriktiyoruz, o geliyor bizim kazandıklarımı alıp gidiyor(çalıyor) dedi.Ben 17 yaşında idim.Bu sefer Necib Efendi'nin avukatlığına soyundum ve dedeme dedim ki:"Sen de hazinenin kapısını kapalı tut o zaman" deyince Dedem biraz yumuşamış vaziyette bana "Nasıl kapalı tutacağım /" diye bana sordu.Ben de "Mürşidine sorup öğrenseydin ya ! Deyince dedemin neşesi yerine geldi ve akşama kadar mutlu oldu.

Maneviyat ehlinin birbirlerinden kazanç aşırdıkları, birbirlerinin dervişlerinden gözünün tuttuklarını kendi mülküne katmak istedikleri hep vaki olmuştur.Bu nedenle bu tür durumlarda birbirlerine kızarlar ve karşıyı "maneviyat hırsızlığı" ile suçlarlar.

06/01/2024

NURCAN UZUN,

  Necib Sultanımın en küçük kızı anlattı."Abimin askeriyedeki tayini Kütahya'ya çıkmıştı.büyük ablamla beraber onun evinde idik.Benim yaşım 9..Pencereden akşam vakti dışarıyı izlemekteyim.Acaba babam gelir mi? diye..Onu dışarıda gördüm ve ablamı çağırdım:Ablam babamı gördüm" diye Ablam geldi dışarıya baktı kimse yoktu.Kendisine şaka yaptığımı sandı ve kızdı.Akşamın bu saatinde Babamın burada ne işi var..Aradan epey zaman geçti.Evin kapısı çalındı.Ben hemen kapıya yöneldim kapıyı açtım,ancak arkadan zincirli olduğu için boyum zinciri açmaya izin vermiyordu.Ablama bağırdım:Abla Babam geldi" diye..Ablam yine şaka yaptığımı sandı gelmedi.Birkaç defa çağırınca geldi.zinciri açtı.Hakikaten gelen Babam iidi.Akşamın o saatinde nasıl gelmişti hayret etti.Aynı şekilde daha sonraki süreçte..Osmaniye'de okurken kaldığım evde, günün hangi saati olursa oslun babamı görmeyi çok arzu ettiğimde babam mutlaka kapıda görünüp ziyarete gelirdi.Yaşadığım bu hali kime anlatsam, bana "inanmıyorlar" geliyordu.